Yavuz Temel Yazdı; Türk Birliğine Tarihi Bakış
Reklam
Reklam
  • Reklam

Yavuz Temel Yazdı; Türk Birliğine Tarihi Bakış

Tarım Danışmanı Yavuz Temel'in bu haftaki yazısının konusu, "Türk Birliğine Tarihi Bakış"

22 Mayıs 2021 - 02:23
Reklam

Değerli Okurlar,

Türk milleti tarihin her sayfasında adından söz ettirmiş, imparatorluk çapında nice devletler kurmuş birlik içinde olduğu zaman dünyaya hükmetmiş necip bir millettir.

Doğuda Çin’e dayanan Türk sınırlarının Batı’da uzandığı nokta Adriyatik Denizidir. Bu geniş coğrafyada birbirinden farklı birçok devlet kurulmuştur. Hunlar, Göktürkler, Uygurlar İslamiyet’ten önce, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Memlüklüler, Timur Devleti, Osmanlılar İslamiyet’ten sonra kurulan Türk Devletleridir. Bu listeye daha nice devletlerde eklenebilir. Tarihin her safhasında bağımsızlık ilkesiyle yer alan Türklerin en büyük özelliği devlet kurma kabiliyetleridir.

Diğer yandan en büyük zafiyeti de devletlerin yıkılışlarında ki sebeplerdir. Yıkılışların altında yatan en önemli sebep siyasi ve içtimai birliğin dağılmasıdır. Türkler kendi içlerinde bölündükleri, dağıldıkları ve çözüldükleri zaman; birbirleri arasında ki sosyal bağlar zayıfladığı, inceldiği, yozlaştığı zaman devlette sarsılıyor ve çok geçmeden yıkılarak tarihe karışıyordur. Osmanlı Devleti, son dönemin değil bütün Türk tarihinin gerçekten gelmiş ve geçmiş en büyük devletidir.

Onu büyük yapan ise önce Anadolu Türk Siyasi Birliğini sağlamış olmasıdır. Yani Anadolu’da Moğol istilasından sonra dağılan ve her bacadan bir duman tütmek ile ifade edebileceğimiz başlıcaları Osmanoğulları, Germiyanoğulları, Karesioğulları, Saruhanoğulları, Aydınoğulları, Karamanoğulları, Dulkadiroğulları gibi birçok beyliğe taksim edilmiş ya da bölünmüş ve ortada bölük pörçük bir Anadolu Türk haritası ortaya çıkmıştır. Bu dağınık görüntü Selçuklu mirası üzerinde elbette güçsüz ve idealsiz bir Türk görüntüsü oluşturmuştur.

Osmanoğulları beylik sınırlarını devamlı Bizans üzerine hamleler yaparak genişletmiş tabi bu arada da Türk beylikleri ile gerek akrabalık bağları tesis etmek suretiyle gerek savaş yoluyla temas halinde olmuş ve topraklarını genişletmiştir. Osmanlı Devleti, Anadolu Türk Siyasi Birliğini sağladıktan sonra bütün bu beylikleri Devlet-i Ali’nin potasında eritmiş ve muhteşem bir imparatorluğun yolunu açmıştır. Görüyorsunuz ki, her başarılı işin ardında muhakkak birlik ve beraberlik vardır. Yakın tarihimize geldiğimizde işte o Osmanlı Devleti’nin yıkılışına tanıklık ediyoruz. Neden yıkıldı? Elbette bu sorunun cevabı bu zemine yetmez.

Fakat içtimai ve siyasi dağınıklık, milli duygularda ki coşkunluğun azalması, ilim ve fende batının gerisinde kalınması, devlet işlerinde ki kokuşmuşluk, halk ile aydınlar arasında ki kopukluk ve Türk milletine mensup olmanın şuurunda ki zayıflık devleti yıkımın eşiğine getirmiştir. Ne var ki, Osmanlı Devletinin en güçlü olduğu 16.yüzyılda onunla birlikte dünya üzerinde Altınordu, Babür, Memlük Devleti ve Safevi Devleti gibi yine Türk menşeli devletler varken Osmanlının yıkıldığı tarihte dünya üzerinde bu Türk devletlerinden eser kalmamış, Osmanlı Devleti Türklerin son kalesi olarak ayakta durabilmeyi başarmıştır. İşte bu yıkılan devletlerin ardında bıraktığı insan kitleleri aslen Türk oldukları halde birileri bunlara sen Tatarsın, Kazaksın, Kırgızsın, Özbeksin demiş ve bu alt kimlikleri üst kimlik olan Türklüğün yerine yerleştirmiştir. Özellikle Rusya ve Çin’in asimilasyon politikaları Orta Asya Türklüğünün üzerinden geçmiş zamanında Gökbörülerin, Uluğ Türklerin at koşturduğu topraklar esaretin altında inim inim inlemiştir.

Osmanlı devleti ise Anadolu’da başlayan yeniden diriliş ve kurtuluş hamlesiyle Türkiye Cumhuriyetine yerini devretmiş Anadolu Türk Siyasi Birliği yeniden sağlanmıştır. Fakat esir Türkler hepinizin bildiği üzere 1991 yılına kadar Türkçülerin, Türk milliyetçilerinin asıl meselesi olmuş ve “Turan” kimisine göre ütopik bir hayal kimisine göre yüce bir ideal olarak gönüllere yerleşmiştir. 

Değerli Okurlar,

Osmanlı Devleti yıkılmadan önce Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık gibi her fikre sarılmış fakat devleti bu fikirlerle kurtarmaya muvaffak olamamıştır. Devir artık milletler devri olmuştur. Milliyetçilik ise bu devrin en güçlü silahı haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devleti Türk milliyetçilerinin, devrin ülkücülerinin kurduğu bir devlettir. Milliyetçilik esasına göre kurulmuştur. Bu devlet elbette kendisi gibi Türk olan fakat Anadolu dışında kalan her Türk’ün acısı ile dertlenecek, sevinci ile mutlu olacak bir anlayışa sahiptir.

Fakat ülkemize egemen olan siyasi hava dış Türkler meselesini dava edinen Türkçüleri hedef tahtasına oturtmuş, ağır bedelleri ödetmiş, zindanlara atmış ve tabutluklarda işkencelere maruz bırakmıştır. Fakat Türk Birliği davası gönüllere yerleşmiş bu yüce ülkü silinememiş aksine daha da güç bularak büyümüş ve en muteber siyasi hedeflerden biri haline gelmiştir.

Zamanında bir avuç idealistin savunduğu Türkçülük davası 1991 yılında Türki Cumhuriyetlerin istiklaline kavuşmasıyla uzak hedef, ütopik hayal olmaktan çıkmış en gerçekçi uzmanların dahi yeni stratejik hedef olarak ağızlarına pelesenk olmuştur. Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Sovyetler sonrası bu oluşuma yatırım yapmadığı için bizler Türki Cumhuriyetlere elimizi uzatmakta geciktik. Onlarda yıllarca kendilerini Türk olarak değil de Kazak, Kırgız, Özbek zannettikleri için ciddi bir dezenformasyona sahiptiler. Sonrasında ilişkiler gelişmeye başladı ise de  bölgede Rus etkisi devam etmiş Türkiye gerekli hamleleri yapmakta ya gecikmiş ya da zorlanmıştır.

Bugüne geldiğimizde artık Türk Keneşi( Konseyi) adı altında ortak bir çatımız ve kültürel birlikteliğimiz var. Onlarda üst kimliklerinin Türklük olduğunu kabul eder hale geldiler ve tarihlerinin derinliğini keşfetmeye başladılar. Her açıdan güçlü bir Türk dünyası profili yeni dünya düzeninde yerini alır hale geldi. Bugün ülkemizi kıskacı altına almaya çalışan emperyalist saldırılara karşı İslam coğrafyasının ne denli gaflet içinde olduğunu söylememize gerek yoktur sanırım.

Her musibetin altından ya BAE, ya Suudi Arabistan çıkmakta bölge adeta cadı kazanını andırmaktadır. Bizler elbette her şeye rağmen İslam kardeşlerimizi mevcut yönetimlerden ayrı tutarak meseleye yaklaşacağız. Fakat önemli konularda Türk Keneşinin bir ve beraber tavrı net olarak göstermektedir önceliğimiz İslam Birliği değil Türk Birliği olmalıdır…

Tarih bizi çağırmaktadır. 

20-05-2021 Turgutlu/MANİSA 
yavuztemel@windowslive.com
Facebook : @yavuztemeltr
İnstegram: @yavuztemeltr
Tweter      : @yavuztemeltr

Bu haber 290 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
DSİ'ye Ait Yollarda Asfalt Çalışmalarına Başladı
DSİ'ye Ait Yollarda Asfalt Çalışmalarına Başladı
Manisa'da Sofralık Çekirdeksiz Sofralık Üzüm İhracatı Başladı
Manisa'da Sofralık Çekirdeksiz Sofralık Üzüm İhracatı...